in

Satın Alması İmkansız Olan ve İçinde Bir Cin Bulunan Bir Şişeyi Konu Alan Paradoks

Bu, İskoç yazar Robert Louis Stevenson’ın yazdığı şişe canavarı hikayesindeki şişe cin olarak Türkçeye çevirmeyi tercih ettiğim bir paradoks. Bu paradoks nedense birileri tarafından alaaddin’in cin paradoksu olarak Türkçeye çevrildi ama olayın geçtiği çok yaratıcı ve özgün hikayede alaaddin olmadığı için gereksiz göndermeler yapmadan olduğu gibi tercüme ettim.

paradoks

Kırılması imkansız olan ve atıldığında veya kurtulmaya çalışıldığında her zaman bir şekilde sahibine dönen sihirli bir şişe vardır. Bu şişedeki cin, belirli kurallar çerçevesinde şişe sahibinin isteklerini yerine getirir. Örneğin, şişenin sahibi, şişenin kuralları hakkında yalan söyleyebilmek gibi ölümsüz olmayı veya şişeden kurtulmayı isteyemez, ancak zengin ve başarılı olmak gibi şeyler isteyebilir. Bu şişe şeytan tarafından dünyaya getirilen lanetli bir şişedir ve onu kullanmanın belli kuralları vardır. Şişe sadece para karşılığı alınıp satılabilir ve şişeyi alan her kişi şişeyi aldığı fiyattan daha ucuza satmak zorundadır. Şişenin sahibi şişeyi satamadan ölürse, lanetlenecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecektir. Hikayeye göre şişe önce Preston John tarafından milyonlara satın alınmış, daha sonra Napolyon ve James Cook gibi kişilerin elinde dolaşıma girdiği için fiyatı 50 birim paraya düşmüştür. Hikâyedeki asıl oğlumuz olan Keawe, şişeyi satın alır ve iyi bir hayat geçirdikten sonra satar. Ancak başına bazı şeyler gelir ve şişeyi tekrar bulması gerekir. Şişeyi arayıp bulduğunda, şişeyi satan kişi, şişeyi 2 birim paraya aldığını, dolayısıyla sadece 1 birim paraya satabileceğini söyler. Bu noktada Keawe, şişeyi mümkün olan en düşük para biriminden alacağı için bir daha asla satamayacağını ve sonsuza kadar cehennemde yanacağını fark eder, ancak yine de almaya karar verir. Hikayenin ilerleyen bölümlerinde, daha düşük birim madeni paralar keşfedilir ve şişe onlarla takas edilir, ancak sonunda şişe bilinen en düşük döviz fiyatına düşer ve orijinal çocuğun karısının elinde patlar.

Peki paradoks bunun neresinde?

Paradoks, şişeyi satın almanın aslında matematiksel olarak mantıksız olmasıdır. Herkesin şişeyi satın almak için en iyi pozisyonu aradığı ve herkesin şişenin eksik kalmaması için mantıklı hesaplamalar yaparak şişeyi satın aldığı bir senaryo düşünelim. bırakın bu senaryo matematikçilerin evreninde geçsin. Diyelim ki şişenin fiyatı 2 birim para. Herkesin mantıklı bir karar verdiği matematikçiler evreninde kimse bu şişeyi almaz çünkü matematikçiler bu şişeyi aldıklarında şişenin ellerinde olacağını bilirler. Diyelim ki şişe 3 birim para. Bu durumda kimsenin şişeyi 2 birim paraya kendilerinden almayacağını bilen matematikçiler, şişeyi 3 birim paraya aldıklarında şişenin ellerinde kalacağını bildikleri için bir daha şişeyi almazlar. şişe 4 birim para alır. 4 birimlik şişeyi aldıklarında 3 birimlik şişeyi satacak kimseyi bulamayacaklarından emin olan matematikçiler, şişenin ellerinde kalacağını bildikleri için bir daha bu şişeyi almazlar. bu 1,2,3,4,5,6,7,8 olarak sonsuza kadar devam eder… ve şişenin fiyatı ne olursa olsun, şişe onu alan kişinin elinde kalır. bu durumda bu şişe mantık dahilinde alınması imkansız bir şişeye dönüşüyor. Ancak matematikçilerin evreninde gerçek hayat geçmediği için hepimiz biliyoruz ki gerçek hayatta böyle bir şişe varsa, insanlar onu almak için bir indirim ayarlayacak ve en düşük fiyatı verenin açığı kazanacağını hepimiz biliyoruz. kesinti. Sonuç olarak şişe sahibi şişeyi aldığı için daha yüksek fiyata satamayacak 🙂

Bir cevap yazın

Written by Yalı Çapkını

”Daha Önce Ben Bu Anı Yaşamıştım” Hissi Veren Deja Vu Nedir? #dejavu #beyin #hatıralar

Bazı İnsanlar Neden Sivilce ve Siyah Nokta Sıkmaktan Zevk Alır?