İki Padişah Tek Gizem: Yerebatan Sarnıcı’ndaki “Medusa Lahdi” Efsanesi

Başrollerinde Fatih Sultan Mehmet ve 2. Abdülhamid Han'ın olduğu, Yerebatan Sarnıcı'ndaki gizemli "Medusa Lahdi" efsanesi...


75
126 Paylaşım, 75 points

Yerebatan Sarnıcı, 527 yılında Bizans İmparatoru I. Justinian tarafından Konstantinapolis halkının su ihtiyacını karşılamak için devasa bir su deposu olarak inşaa edilmiş ve yapımında 7 bin köle çalıştığı söylenir. 109 bin ton su kapasitesi olan sarnıç, 800 metrekare alanı kapsayacak şekilde yapılmışve sarnıçta her biri 9 metre yüksekliğinde 336 tane mermer sütun bulunmakta.

Yerebatan Sarnıcı’nda biri yan yatmış şekilde diğeri baş aşağı yatırılmış şekilde 2 tane Medusa başı bulunuyor. Kaide olarak kullanılmış bu başların nereden getirildiği ve neden bu şekilde koyulduğu ise hala sırrını korunuyor.

Medusa Lahiti efsanesi ise İstanbul’un fethinden 3 yıl sonra, 1456 yılında Venedik’ten İtalyan asıllı bir heyet İstanbul’a gelerek Fatih Sultan Mehmet’le görüşmek istediğini belirtirmesi ile başlıyor.

Venedikliler, hatırlı kişileri araya sokarak Sultan’la görüşmeyi talep ederler ancak Fatih Sultan Mehmet heyetle görüşmesi için veziriazamı görevlendirir. Heyet veziriazama Yerebatan Sarnıcı’nda bulunan hazineden bahseder ancak hazinenin yerini sadece Sultan’a söyleyebileceklerini bildirir.

Konu Fatih’in ilgisini çeker ve heyetten bir kişiyle görüşmeyi kabul eder. Seçilen temsilci Sultan’a Yerebatan Sarnıcı’ndaki hazinenin altın veya gümüş olmadığını, bir lahit ve bir ceset olduğunu söyler. Bu lahit ve içindeki ceset, Venedikli elçiye göre, hazine değerindedir. İsteklerinin yerine getirilmesi karşılığında çok şey öneren heyet, istediğini alamaz ve Fatih Sultan Mehmet onları geri çevirir. Anlatılara göre bu heyet Hristiyan değil paganist bir tarikatın üyeleridir.

Fatih Sultan Mehmet ve Venedikli heyet görüşmesi ile ilgili sır bilgiler yüzyıllar sonra Abdülhamid Han’a kadar ulaşır. Gizemli olaylara, sırlı hikayelere olan ilgisi meşhur olan Sultan II. Abdülhamid, Sherlock Holmes’in hikayelerini, İngilizceden Osmanlıcaya çevirterek okuduğu ve yine Homeros’un, İlyada ve Odysseia Destanı’nı da aynı şekilde çevirtiği bilinmektedir.

Bu gizemli olay Abdülhamit’in merakını iyice cezbeder ve araştırılmasına karar vererek bir ekip oluşturur. Yerebatan Sarnıcı’nda araştırmalar yapan ekip Yerebatan Sarnıcı’ın kapatılmış gizli dehlizlerin birinde bahsedilen lahdi bulur ve lahdin içinde yaratığa benzer garip bir varlığın mumyası keşfedilir. Mumyanın baş kısmı insana benzer ancak geri kalan kısmı dev bir yılanı andırmaktadır.

Mumyanın incelenmesi için yurtdışından bir bilim adamı getirilmiş ve bilim adamı yaptığı incelemenin ardından raporunu II. Abdülhamit’e sunar. Raporda yazanlar şöyleydi: “Bu bozulmaya başlamış olan, üst kısmı insan başına benzeyen, yılan gibi kıvrılmış, muhtemelen dinozor çağından kalan dev bir yılan veya dinozora benzer bir yaratık.” Ancak ne olduğu kesin olarak bilinmemekteydi. II. Abdülhamit’in emriyle lahit hakkında daha çok araştırma yapılması için korumaya alınır.

II. Abdülhamit keşfin gizli tutulması emrini vermiş olsa da bu olay daha sonra kulaktan kulağa hızlı bir şekilde tüm kentte yayılır ve her yerde “Şahmeran bulundu!” dedikoduları konuşulmaya başlanır.

2. Abdülhamit Han bu olayın daha fazla yayılmasını engellemek için ulema ile gizli bir toplantı yapar. Yapılan bu gizli toplantıdan sonra lahit ve ceset bazı kişiler ve yabancı örgütler tarafından sorun çıkartmaması için gizlenmesine karar verilir.

Ertesi gün lahit Yerebatan Sarnıcı’nda boş olarak çıkartılır. Amaç lahdin içinde bir şey olmadığını ve çıkan söylentilerin birer uydurma olduğunu gösterilmek istenir. Lahit gün yüzüne çıktıktan sonra resimleri çekilip dönemin gazetesi “Ressimli Gazeta”da yayımlanır.

Boş lahit ilk olarak Fatih Cami’ne getirilerek avluya konulmuştur. Daha sonraki dönemde ise lahit, Molla Fenari İsa Cami’nin yanında bulunan bölgeye konulmuş fakat cesedin ve lahdin bundan daha sonraki akıbeti bilinmemektedir.

Lahdin yeri pek çok söylenti olmasına rağmen bugün hala net olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılara göre lahit ve mumyanın hâlen İstanbul’da olduğu ve II. Abdülhamit tarafından saklandığı düşünülmektedir.

Pek çok gizli örgütün bu lahdin peşine düştüğü söylenmektedir. Ek olarak bu haberin yer aldığı Resimli Gazete dergisinin orijinal baskısı kayıptır. Bu sayının orijinal baskısı gizli bir örgüt tarafından toplatıldığı ve konunun özünden saptırıldığı da diğer söylentiler arasında.

Araştırmacı yazar Oktan Keleş tarafından yeniden gündeme getirilen bu efsanevi ve gizemli olay tartışmalara neden olmuş ve gerçekliği kesin olarak bilinmemekte. Fakat Medusa ile ilgili yapılan araştırmalar ve bulunan deliller II. Abdülhamit’in tutturduğu bir günlük olan “Kara Kaplı”ya kaydedilmiş. “Kara Kaplı”da olayla ilgili bulunan belgeler ve yazılar Medusa Lahdi olayının gerçek olduğunun ispatı olarak gösterilmekte.

Kaynak: 1 2 3 4


İlginizi çekebilecek diğer içerikler:

Kız Kulesi’nin Altındaki Gizli Geçit

Ayasofya’nın bilinmeyen Yönleri ve Sırları

Ayasofya’daki Esrarengiz Viking Yazıları

İstanbul’un Dikilitaşlarının Efsane ve Tılsımları


Beğen, ve Arkadaşlarınla Paylaş, Onlar da haberdar olsunlar.

75
126 Paylaşım, 75 points