in , , , ,

Bir Ayasofya Efsanesi “Ağlayan Sütun”

Ayasofya’nın kuzey köşesinde bulunan sütun. Özellikle hristiyanların Ayasofya’nın en gözde ziyaret köşelerinden biridir. Ziyaretçiler, Sütun üzerindeki deliğe başparmaklarını sokup ellerini saat yönünde çevirerek dilekte bulunuyorlar. Turistler  çoğu zaman bu sütunun önünde sıra oluşturuyorlar.

Ağlayan sütun, terleyen sütun, terleyen direk, dilek sütunu, Aziz Gregorian sütunu gibi  birçok ismi olan sütun hakkında yine birçok efsane anlatıla gelmiştir.

Anlatıya göre, Ayasofya’nın son halini inşaa ettiren Bizans İmparatoru I. Jüstinyen, Ayasofya’daki inşaatı ziyaret ederken bu sütunun içerisinden bir meleğin gözükür ve Ayasofya’yı bir an evvel tamamlaması gerektiğinin söyler. Bu sütuna dair anlatılan ilk efsanelerden biridir.

Başka bir anlatıda, Ayasofya’nın yapımı sırasında İmparator Jüstinyen inşaatı kontrol etmek için sık sık Ayasofya’ya gelirmiş. Yine bir gün Ayasofya’da dolaşırken çok şiddetli bir baş ağrısına tutulmuş. Bu sırada bir direğe başını dayamış ve baş ağrısı tamamen geçmiş. İmparator, dikkatlice sütuna baktığında, sütunda ufak bir delik olduğunu ve bu delikten bir yaşın süzüldüğünü görmüş. Bu yaşın, Meryem Ana’nın gözyaşı olduğunu ve kendisini iyileştirmesi için Tanrı tarafından gönderildiğini düşünmüş. Halk, bu mucizeden haberdar olunca sütun kutsal kabul edilmiş. Bundan sonra hastalıklarının iyileşmesini isteyenler Ayasofya’ya gelmeye başlamışlar. Bu sütundaki deliğe parmaklarını sokarak, parmaklarını ıslatan suyu hasta olan bölgelerine sürerlermiş. 

Başka bir efsaneye göre, bu sütun Meryem Ana’nın evindeki bir sütunmuş. Bir gün Meryem Ana’ya, Hz. İsa’nın yakalandığını ve kendisine işkence edildiğini öğrendiğinde gözyaşlarına boğulmuş, gözyaşı damlalarından biri yaslandığı bu sütunu kezzap gibi eritmiş. Ayasofya yapılırken de kilisenin kutsanması için İmparator bu sütunu Meryem Ana’nın evinden getirerek Ayasofya’ya diktirmiş. Bu nedenle taş kutsal olarak görülmüş.

1453 yılında İstanbul’un Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmesinin ardından bu sütun hakkındaki efsaneler bitmemiş. İstanbul’un fethedildiği gün kılınacak olan ilk namaz esnasında; yeni camiye çevirilmiş olan Ayasofya kıbleye dönük değildi. Rivayete göre  Hızır a.s. bu sütunundaki deliğe parmağını sokup Ayasofya’yı kıbleye doğru çevirdiği  sırada kadının biri Hızır’ı fark etmiş ve “Bakın hele şu Hızır’ın yaptığına!” diye bağırmış. Hızır bunun üzerine işini tam olarak bitirmeden gözden kaybolmuş. Rivayete göre bu yüzden Ayasofya tam olarak Kabe yönüne dönük değilmiş.

Türk dünyasının seyyahı Evliya Çelebi de sütun hakkında birkaç bilgi aktarmış. Evliya’nın aktarımına göre Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden hemen sonra Ayasofya’ya geliyor ve tam da bu sütunun önünde nur yüzlü bir suretle karşılaşıyor. Yanındaki ulema takımı ise sultana bu gördüğü kişinin Vedud Sultan isimli mühim bir manevi şahsiyet olduğunu ve İstanbul’u böyle insanlar sayesinde fethedebildiklerini söylüyorlar. Vedud Sultan hep bu sütunun önünde ibadet edermiş.

Kaynak: 1 2 3 4

[zombify_post]

Bir cevap yazın

Written by Bay Yorum

56 Yıl Kadın Olduğunu Gizleyen, Dünyanın İlk Kadın Doktoru “Margaret Ann Bulkley”

Guinness Rekorlar Kitabı’nın Ortaya Çıkaran İlginç Tartışma