Bir Ailenin Hayatını Kurtaran “Şimdi B… Yedik” Cümlesinin Trajikomik Hikayesi

II. Dünya Savaşının sonlanığı 1945 yılında, İstanbul'dan Almanya’ya göçmüş bir ailenin hayatını kurtaran “şimdi b… yedik” cümlesinin trajikomik hikayesi...


89
47 Paylaşım, 89 points

Hikayemiz, II. Dünya Savaşının sonlanığı 1945 yılında Almanya’da geçiyor. Savaş öncesi ailesiyle birlikte İstanbul’dan Berlin’e göç eden Bakırköy Ermenilerden Doktor Peştemalcıyan burada bir halı ve kilim mağazası açar. Savaş başlayıncaya kadar işleri yolunda giden baba Peştemalcıyan, zaman içinde işleri oğlu Aram Peştemalcıyan’a bırakır.

1 Eylül 1939 tarihinde Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesi ile başlayan ve 60’dan fazla ülkenin katılımı ile insanlık tarihin gördüğü en büyük ve en kanlı savaşta artık sona doğru yaklaşılmıştı. Almanlar için savaşın gidişatı tersine dönmüş ve Sovyet askerleri 1944 yılının Ocak ayında Oder Irmağını geçerek önce Budapeşte’ye sonra Viyana’ya girmişlerdi.

1945 yılı saldırıya geçen Kızıl Ordu, 25 Nisan’da Berlin’i kuşatır ve kısa sürede kenti işgal eder. Savaşın kaybedildiğini anlayan Hitler, 30 Nisan’da kentin merkezindeki bir yeraltı sığınağında intihar eder.

Berlin harap olmuş, Batı’dan müttefik orduları gelene kadar Sovyet askerlerinin yağma ve talanına bırakılmıştı. Daha sonra Batılı müttefiklerin de dahli ile işgal güçleri askerleri tarafından yağma ve tecavüz inanılmaz boyutlara ulaşmıştı.

Rus İşgal Komutanlığı yayınladığı bir bildiriyle her yerin Rus askerlerine açık tutulmasını kesin olarak emreder. Savaşın acımasız yüzünü gösterdiği bu günlerde Peştemalcıyan ailesi de mecburen bu emre uymak zorunda kalır ve mağazalarının kapılarını açarak Rus askerlerinin yağmaya gelmesini endişe ile beklerler.


Tip olarak Moğolları andıran iki silahlı asker, yüksek sesle bağıra çağıra konuşarak mağazasından içeriye gürültü ve patırtı ile girerler. Askerlerden biri halılarla ilgilenirken diğeri, olup biteni endişeli gözlerle takip eden aileye yönelir. Etrafa şöyle bir göz atıyormuş gibi yaptıktan sonra ailenin genç kızlarına doğru yaklaşır ve elini uzatır.

Baba Aram Peştemalcıyan gayrı ihtiyari ve seri bir hareketle askeri bileğinden sıkıca yakalar. Çekik gözlü asker bu ani tepki üzerine tabancasını çekerek adamın şakağına dayar. Aram Peştemalcıyan, adeta taş kesilmiş gibi bakan karısına dönerek “Şimdi b… yedik” der.

Bu sözü işiten asker irkilerek bir anda silahını indirir ve “Ne dedung, ne dedung?” diye sorar. Aram Peştemalcıyan olayın şoku içinde, ister istemez söylediği sözleri tekrarlamak zorunda kalır: “Şimdi b… yedik”. O anda sanki bir mucize olur ve asker büyük bir sevinçle Peştemalcıyan’ın boynuna sarılır.


Olayı kavramaya çalışan aile şok üstüne şok yaşamaktadır. Askerin Kırgız ağzıyla; “Miz gan gardaşız, min sinig gardaşınam” (Biz kan kardeşiyiz, ben senin kardeşinim) derken sevinçten çılgına dönmesini hayretler içinde seyrederler.

Mağazayı basanlar, Rus ordusundaki Kırgız askerlerdir ve Aram’ın Türkçe konuştuğunu duyunca “kan kardeşliği” durumu ortaya çıkmış, şoku atlatan Peştemalcıyan ailesi ise rahat bir nefes almıştı. Askerler özür dilerler, muhabbet derinleşir. Hatta sonraki günlerde bu iki asker halı mağazasına gönüllü bekçilik bile yaparlar.

Sovyet Ordusu farklı milletlerden oluşuyordu, bu iki Kırgız asker de Sovyet ordusu ile Berlin’e kadar gelmişlerdi. Ayrıca II. Dünya Savaşının en ünlü görsellerinden biri olan, Sovyet bayrağını Berlin’e diken üç Sovyet askerinden biri de Dağıstanlı Abdülhakim İsmailov’du.

Savaş ve işgal dönemi bittikten yıllar sonra Peştemalcıyan ailesi, Berlin’de tanıştıkları bir Türk gazeteciye yaşadıkları bu ilginç anıyı bu anlatırlar. Hayatlarının kurtulmasına vesile olan bu kelimeyi bir hattata yazdırıp evlerinin en güzel yerine asmak ve bu anı her zaman hatırlamak istediklerini söylerler.

Gazeteci, onlara bu konuda yardımcı olabileceğini söyler ve Türkiye’ye döner dönmez ünlü hattat Emin Barın’ın Çemberlitaş’taki atölyesine gider. Barın kendisinden yazılması istenen cümleyi duyunca şaşırır ve o anda “Yazarım” diyemez, düşünmek için zaman ister. Bir süre sonra, cilt eğitimi sırasında kendisinin de Almanya’da yaşadığı savaş günlerini hatırlar ve isteği  kabul eder.

Hattat ve mücellit Emin Barın “celi sülüs” ile yazdığı levhanın, ebru süslemelerini ise Necmeddin Okyay yapar. “Şimdi b… yedik” yazılı hat levha, Peştemalcıyan ailesinin artık dostu olan gazeteci tarafından Berlin’e götürülür. 17 Temmuz 1966 tarihli Yeni Gazeteye de “Levhaya Bir Ailenin Hayatını Kurtaran Argo Cümle Yazıldı” başlığıyla haber olur.

Kaynak: 1 2 3


İlginizi çekebilecek diğer içerikler:

2. Dünya Savaşı’nda Nazileri Trolleyen Birlik “Hayalet Ordu”

Hayatı “Piyanist” Filmine İlham Kaynağı Olan Müzisyen “Wladyslaw Szpilman”

Pablo Picasso’nun Ünlü Tablosu “Guernica”ya İlham Olmuş Trajik Hikaye

 

Kocasının İntikamını Almak İçin Tank Satın Alıp Savaşa Katılan Kadın


Beğen, ve Arkadaşlarınla Paylaş, Onlar da haberdar olsunlar.

89
47 Paylaşım, 89 points