Bilinmeyen Yönleri Ve Tarihiyle “Galata Kulesi”

İstanbul'un en önemli ve en eski sembollerinden biri olan Galata Kulesi'nin bilinmeyen yöneri ve tarihçesi...


52
32 Paylaşım, 52 points

Galata Kulesi ilk olarak Bizans İmparatoru Anastasius tarafından Fener Kulesi olarak 528 senesinde inşa ettirilmiş, 1204 yılındaki IV. Haçlı Seferi’nde geniş çapta tahrip edilmiş ve harabe olmuştur.

1348 yılında “İsa Kulesi” adıyla, Cenevizliler tarafından Galata surlarına ek olarak yeniden yapılmış ve kentin en büyük binası olmuştur.


İstanbul’u fethedilmesinin ardından Türkler tarafından her yüzyılda bir yenilenmeye ve yükseltilmeye devam edildi. Yapının 3. katına kadar olan kısmı Ceneviz mimarisine ait bir karaktere sahipken diğer katlar ise Osmanlı kararkteri göstermekte.


16.yüzyıla Kasımpaşa tersanelerinde çalışan Hristiyan savaş esirlerinin barınağı olarak kullanılmıştır. Sultan III. Murat zamanında ise burada bir rasathane kurulmuş ve bu rasathane 1579’da kapatılmıştır.


IV. Murat döneminde yani 17. yüzyılın ilk yarısında Hezarfen Ahmet Çelebi tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını sırtına takıp Galata Kulesi’nden uçarak Üsküdar’daki Doğancılar meydanına inmiştir. Kimilerine göreyse bu sadece Evliya Çelebi’nin hayal gücünün eseridir.


1717 yılı itibariyle ise Galata Kulesi Yangın Gözleme kulesi olarak kullanılmıştır. III.Selim döneminde ise çıkan bir yangında kulenin yarısından fazla bir bölümü yanmıştır. Kule onarılmış ve 1831 yılında tekrar bir yangında hasar görmüştür. 1875 yılında ise fırtınada çatı külahı devrilmiştir.


Külahsız kaldığı dönemde Mimar Aram Tahtacıyan geliştirdiği bir çılgın bir projeyi 9 Kasım 1908’de yazdığı dilekçeyle dönemin bayındırlık bakanlığına iletir. Bu projede günümüzde Galata Kulesi’nin üzerinde külah şeklinde çatı bulunan yere bir seyir terası yapılması planlanır. Proje için gazetede bir maket fotoğrafı kullanılmış ve proje detaylarıyla anlatılmış ama kabul görmemiştir.


Hayalleme.com ekibi eğer proje kabul edilseymiş Galata Kulesi’nin bugünkü görünümü nasıl olurdu sorusuna dijital olarak yanıt aramış ve bu çalışmayı yapmış.


Mimar Köksal Anadol, Galata Kulesi’ni bugünkü haline kavuşturdu ve kuleye sivri külahını geri verdi. Restorasyon süresince kulenin II. Mahmud devri şekline uygun olarak ilerlemesini önemseyen mimar, 1850’li yıllarda çekilen fotoğraflardan yola çıkmış. Kulenin içinde hizmet veren asansör de bu dönemde yerleştiriliyor.


Yerden, çatısının ucuna kadar olan yüksekliği 69,90 metre, hesaplamalara göre ağırlığı yaklaşık 10.000 ton. 1348 yılında ikinci kez yapıldığı günden bu yana 672 yıldır ayakta. 9 katlı olan Galata Kulesi’nde 2 adet asansör bulunuyor. Kulenin tepesine çıkarken ilk 7 kat asansör ile çıkılıyor.


1965’te başlanıp 1967’de bitirilen son onarımda kulenin altında gizli tünel bulunmuş. Ceneviz surları içindeki kale burçları ve kulenin yeraltından tünelle bağlandığı düşünülmekte.


Galata Kulesi’nin pek bilinmeyen 2 kardeşi var. Yine Cenevizliler döneminde Ceneviz surları içinde yapılan bu kulelerden biri harabe durumda, diğeri ise St. Benoit Lisesi bakçesinde olduğundan daha iyi korunmuş durumda.


Romalıların inanışına göre bir erkek ve bir kadın ilk kez birlikte Galata Kulesi’ne çıkarsa mutlaka evlenirlermiş. Ancak çiftlerden biri daha önce kuleye çıkmışsa işin büyüsünün kaçtığına inanılırmış.


Zaman kız kulesi ile birbirine yakıştırılmış aşk hikayeleri anlatıla gelmiş. Hatta Bedri Rahmi Eyüboğlu; “İstanbul deyince aklıma kuleler gelir. Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır. Ama şu Kızkulesi’nin aklı olsa, Galata Kulesi’ne varır. Bir sürü çocukları olur.” diye yazmış. 


Bugün Galata Kulesi’nin kapısının üzerinde II. Mahmud’un tuğrası yer alıyor. Tuğranın hemen altında ise Şair Pertev’in 1832 tarihli bir kasidesi bulunuyor. Galata Kulesi’nin hemen yanında bulunan Bereketzade Çeşmesi ise, 1732 tarihli. Bu çeşme Bereketzade Camii yıkılırken buraya taşındı. Mahalleye de adını veren Bereketzade Hacı Ali Ağa, Galata’nın ilk Türk yöneticilerindendi. 


Galata adının kökenleri konusunda da türlü türlü söylenceler var; Bizans Sarayı’na ait keçi sürülerinin otlaklarının bulunduğu yamaçlarda sağılan süt anlamına gelen “gala” dan türemiş olduğu bunlardan biridir. Hatta Sütlüce semtinin ismininde buradan geldiği söylenir.

Diğeri ise Trakya kökenli Galat-Gol-Kelt’lerin dillerinde yarımada veya burun anlamına gelen bir sözcük olduğudur. 


Bir başka önermede İtalyanca cala (küçük körfez) veya calata (Ceneviz lehçesinde merdiven) sözcüğünden kaynaklandığı yolunda. Bir zamanlar merdivenli sokakların çoğunlukta olduğu yerleşmeyi en iyi tanımlayan sözcük, kuşkusuz Ceneviz kökenli olanıdır. Zaten 1682’ye dek Galata, tipik Ceneviz yerleşimi kimliğini ve görünümünü koruyabilmiş.


Galata Kulesi’nin 9. katı gündüzleri kafeterya ve akşamları restoran olarak hizmet veriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir kuruluş olan Beltur tarafından işletiliyor.

Kaynak: 1 2 3 4 5


Beğen, ve Arkadaşlarınla Paylaş, Onlar da haberdar olsunlar.

52
32 Paylaşım, 52 points